Piyasalar
 
Konya'da Hava
KONYA  
01.Mart.2008 den bu yana
defa ziyaret edilmiştir.


Şu an sitemizde
 
kişi var.

Köyün Tarihi İle İlgili Bir Sohbet

Değerli Köylülerimiz, 22 Ağustos 2008 tarihinde köylülerimizden Ali Osman Sümen ile (kendisi dayımdır) yaptığımız bir sohbetin ses yaydını yapmiştim. Aslında iki ses kaydı daha var ama kayıt bozuk olmuş ve çözümleyemedim. Çözümlediğim bilgileri bir döküman olarak yayınlıyorum. Burda önemli bir kaynak kişi olarak belirtilen Hacı Rifatın Süleyman'dır. Süleyman DEMİR. Süleyman emmim bu yıl yani 2010 yılında vefat etti ve kendisine bu konuları sorma imkanım olmadı. Eğer onu dinleyen varsa lütfen bana dinlediklerini yada bildiklerini yazarsa memnun olurum. İşte o konuşma :


Osman dayımla köyün tarihi ile ilgili bir sohbetin dökümü. (22 Ağustos 2008)
Adamın biri gel şuraya otur bakayım dedi, oturdum.

  • Buyur hacı emmi. Dedim.
  • Sen üsküseli misin?
  • Evet. Sen tanıyor musun bizim köyü?
  • Nasıl tanımam, o köyde benim keliklerimin eskisi kaldı. Çünkü oğlum sizin köyünüz Mevlana’nın vakfıydı. Ben sizin köyünüzde çoook buğday topladım. Çok buğday getirdim. Mevlana’ya ücret olarak, icar olarak. Çok mahsul getirdim.
  • Ulen hacı emmi dedim, sakın dedim, şimdi filan buraya köyün arazisi Mevlana’nın vakfı diye dedim milleten buğday istemeye filan deme taşla öldürürler seni dedim.
  • Zaten gidilmez oğlum, o iş bitti. Cumhuriyet devri herşeyi kapattı, bitti o iş.

Velhasıla köyün arazisi Mevlana’nın vakfı imiş.

  • Yalnız sizin köyünüz ne onar, ne de ölür. Dedi.
  • Niye hacı emmi? Dedim.
  • Vakfın üstünde oturuyorsunuz. Dedi. O arazi Mevlana’nın.

Adamla bunu birebir ben kendim konuştum.  Böyle bir durum var köyle ilgili olarak.
Köyün en eskisi Hacı Sinanlar. Bunu kesinlikle garanti olarak söylüyorum. Hacı Hasanların aslı Alanya’dan, Antalya’dan gelme. Yörük. Hala orda akrabalarını bulmakta hamdi abi. Kendi sülalesinin akrabalarnı bulmakta. Hacı oluca gilin anası Sultan karı Kavak’lı. Ümmü karı Kavak’lı. Hacı Sinan’ın anası.

Hacı Mustafa’ların aslı da Altınekin’den gelme, bozbeyi. O’nu ordan şeyetmişler. Beylik zamanıymış evvel dayım. Evveli köyde muhtar, aza bilmem ne yok. Köyün zengini, ağası kim, ben. Beyler sülalesi, beyler kabilesi, gelen amiri, memuru, mukabli o beylerin evinde ağırlanırmış. … onların da gelişi öyle.

Hacı Nebilerin gelişi, yukarı ayaktan gelmiş, Bozkır, Hadim tarafından. Ama nerden geldiğini, ne olduğunu bilmem. Babamın babası (Hilim Ali’sinin babası, Hilim dedemin babası) Bozkır’ın Çat köyünden gelmiş. Deden rahmetli (Hilim Ali’si) söylerdi bana. “Oğlum bizim baba soyumuz Çat’tan gelme” derdi.  Orda Konya’nın köylerinin içinde, kazalarının içinde Alevi köyü olarak bi Çat varıdı. Çat köyünde var idi Alevilik. Alevilik – Sünnilik meselesi evveli çok hararetli imiş. Kavga – döğüş hepsi vardı. Zannedersem deden rahmetli eski kelikçi (ayakkabıcı) imiş. Ayakkabı diker, ayakkabı tamir eder, öyle geçinir gidermiş. Ondan daha evvelinden de intikal eden Ali dedende de vardı. Adam o yüzden eline bohçasını almış. Çekicini örsünü almış çıkmış gelmiş ovaya doğru. Bizim köyde kalmış.

  • Dayı bu alevi – sünni olayları sonra ne olmuş?
  • Deden zaten bu yüzeden kaçmiş. Deden anlatırdı. Kalendermiş, fakir.
  • Peki, dayı baba dedemler hakkında yani Tahir dedemler hakkında ne biliyorsun?
  • Onlar hakkında hiçbir şey bilmem. Gökmenler diyorlar ama bir şey bilemeyeceğim.
  • Fatma halamın anlattığı bir şey var. Gökmen dedem olgun karpuzu yemem demiş. Gökmen adı da ordan gelmiş galiba.
  • Onu bir köye gittiğinde Süleyman emminden sorup öğrenmeli. Ölmeden ona sormak lazım. Süleyman emminde çok bilgiler var. Tarihi, eski bilgiler. O da meraklı böyle şeylere. Onun için çok bilgiye sahip.  Süleyman emmiyin aklı kaç senesinden bu yana ölenlerin bilgisi var. Süleyman abi boş değil yani. Onda epey bilgi var.
  • Ya dayı iyi söylüyorsun da ben o kişlerle görüşmem çok zor. Sen öğrnesen de bana anlatsan. Bir çalışma yapıyorum, internette yayınlıyorum. Sadece teşekkür ediliyor. Halbuki ben bilgi ve fotoğraf istiyorum ama gönderen yok.
  • Haklısın dayım. Herkes sadece teşekkür eder. Ama çalışılırsa iş açığa çıkabilir. Mesela erenler. Erenlerde mesela her ağacın altında bir yatır var ve bu durum açığa çıkarıldı. Erenlere o yatırların, insanların gelipte orda kalışı. Seydi Harun hazretlerinin müritlerindenmişler. Bunlar çok kalabalıklarmış. Oraya geliyorlar. Bir zaman orda yerleşke yapıyorlar. Orda hastalık geliyor. Hastalıktan ölenleri orda defnediyorlar. Mezarlar falan hala belli. Mezarları var ağaçların altında. Bir kısmı da ordan kalanlar, söküyorlar kazığı, çadırı Tekke’ye (Tekke köyüne) geçiyorlar. Tekke köyünün ismide ordan geliyor. Kalabalık bir kısmı da orda yatıyor. Meşe ağaçlı bir yer var Tekke’de. Ordakilerin mezarları da orda. Onlarda orda kalımış öylece. Tekke, Çukurçimen köyünün bir mahhellesi gibiyken şimdi köy. Seydi Harun hazretlerinin müridlerinden geliyor Tekke adı da.

Köylülerimizden Ahmet SÜNBÜL'ün ulaştırdığı Miladi 22 Temmuz 1846 yılına denk gelen bir belge. İncelemek için belgeyi tıuklayınız lütfen.


Osman YALÇIN (Emekli Öğretmen) diyor ki : (28 Ekim 2008)

BUGÜN AKŞAM BABAMLA KÖY HAKKINDA BİRAZ KONUŞTUM, ONA BAZI SORULAR SORDUM. ONUN KÖYLE İLGİLİ ANLATTIKLARI ŞÖYLE:
BİR KERE KÖYÜN TARİHİ OLDUKÇA ESKİ. KÖYÜN ESAS YERİ DİNORNA (SAĞIR KEF OLMADIĞI İÇİN "N"HARFİ İLE YAZDIM) DENEN YER. BU TARİH HAÇLI SEFERLERİ DÖNEMİ. YANİ 800-900 SENEYE DAYANIR. ORASI HAÇLI SEFERLERİ NEDENİYLE BUGÜNKÜ ERDAŞ DENİLEN MEVKİYE TAŞINILMIŞ. ORADA SALGIN HASTALIK ÇIKMIŞ VE DAHA HAVADAR OLDUĞU İÇİN BUGÜNKÜ KÖYÜMÜZÜN OLDUĞU YARA TAŞINILMIŞ. YİNE BABAMIN ANLATTIKLARINDAN BİZİM KÖYÜMÜZÜN BÜTÜN İNSANLARI KATIŞIKSIZ YÖRÜK. BABAMIN ANLATTIĞINA GÖRE BABAANNEMLER GENÇLİK YILLARINDA YANİ 1915-20 ARASI KADINHANININ KÖKEZE YAYLAYA GİDERLERMİŞ VE DEVELERİ VARMIŞ. KÖYÜMÜZE YERLEŞEN YÖRÜK AİLELERİ YERLEŞİK DÜZEN SONUCU YAYLACILIĞI UNUTMUŞLAR. HERKES ARAŞTIRIRSA TOROLARDA AKDENİZ SAHİLLERİNDE VE YAYLALARINDA KESİNLİKLE AKRABALARINI BULACAKLARDIR. BİZİM HACIHASANLARIN; ANTALYADA İKİ KÖYDE, ADANADA BAZI KÖYLERDE BULUNDUKLARINI, ANTALYADAKİLERİN BAZILARIYLA TANIŞTIK. HATTA ADANADA KARAİSALIDA HACIHASANLI KÖYÜ VAR.
1950 DEN SONRA BİRAZ TRAKYA GÖÇMENİ GELMİŞ, ONLARDA FAZLA KALMADAN KÖYDEN AYRILMIŞLAR.
DAHA ÖNCE KÖYÜMÜZÜN SEYDİŞEHİRE BAĞLI OLDUĞUNU VE ORADAKİ NÜFUS İDARESİNİN YANDIĞINDAN DOLAYI BİRÇOK NÜFUS KAYDINA NÜFUS GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN ULAŞILABİLECEĞİNİ İBRAHİM YILDIZ BEYE YAZMIŞTIM. O DURUMLA İLGİLİ DE SORDUM. CEVABI; ÇUMRA İLÇE OLUNCAYA KADAR SEYDİŞEHİRE BAĞLIYMIŞ. BU DA OSMANLININ SON DÖNEMİNE CUMHURİYETİN İLK YILLARINA KADAR OLDUĞU GÖRÜŞÜNÜ BENİMSEDİK. HATTA ÇUMRAYA BAĞLANDIKTAN SONRA NÜFUS KAYITLARINI NÜFUS GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN GETİRTMİŞLER ÇUMRA NÜFUS İDARESİNE.
ŞİMDİLİK BENDEN BU KADAR. SELAM, SAYGI, MUHABBET VE DOSTLUKLA KALIN. O.YALÇIN
NOT:ŞİMDİKİ KÖYÜN YERİNİN YAKLAŞIK 600 YILLIK OLDUĞUNU TAHİN EDİYOR BABAM.


Mustafa YAVUZ (Emekli Milli Eğitim Müdürü - Milli Atlet) diyor ki :

Allahın selamı üzerine olsun, İbrahim kardeşim.
Köyümüzün adı kesin olarak "Üçkimse"! Ancak, ne yazık ki, Cumhur Bey Kardeşimin de belirttiğ gibi, Osmanlı arşivleride "Üçkilise" olarak yazılı! 
Sinan Emminin Öğretmen İsmail (Kahraman) Ağabeye naklettiği bilgilerin kaynağı Babam. Babama da Dedem anlatmış.
Dedem Hacı Hasan efendi ve tabii köylülerimiz, şimdi olduğu gibi geçmişte de "Üçkilise" nitelemesinden rahatsız olmuşlar. O sebeple köyümüzün adı Orhaniye olarak değiştirilmiş.
Yani Cumhur Tekiş kardeşim belgeye göre konuşuyor.
O'nu bu tesbitinden dolayı yadırgamamak gerekiyor.
Aksine bu ilgisinden dolayı tebrik ediyorum.
Mukabil sevgilerimi, saygılarımı ve afiyet dileklerimi iletiyorum.
Sizleri ve tabii bütün köylülerimizi çok seviyorum. 


Mustafa YAVUZ (Emekli Milli Eğitim Müdürü - Milli Atlet) diyor ki :

Allahın Selamı üzerine olsun İbrahim kardeşim. Bizim köylün tarihi ile ilgili Cumhur Tekiş kardeşimin itirazlarını okudum. Araştırma yapacağını söylüyordu. Kendisine Yrd.Doç.Ahmet Ceran ile görüşmesini tavsiye ederim.
Ahmet Ceran bizim köy ile ilgili arşivlerden yararlanarak bir kitap hazırladı. Rahmetli Dr. Mustafa ile görüşmüş; kitabın basım masrafları için 4000 Dolar istemiş, ancak Mustafa'nın ömrü yetmedi.
Şu anda Ahmet Ceranın elinde Köyümüzün tarihi ile ilgili Osmanlı Arşivlerinden belgeler var.
İbrahim kardeşim, yukarıdaki adresimden haberleşelim, inşaAllah. Hemşehrilerimize de verilebilir.

Mustafa abinin e-mail adresi : mustafayavuz1057@hotmail.com



Sayın Sedat ESER tarafından gönderilen köyümüzle ilgili bir belgenin fotoğrafı.

Sevgili Cüneyt YILDIRIM ve Ebru YILDIRIM'a fotoğraflar için özel teşekkürlerimi sunarım.

Sevgili Köylülerimden zaman zaman elektronik mektuplar geliyor. Bazıları ile de MSN'de buluşuyoruz. Köyümüzle ilgili bilgileri paylaşıyoruz. Onlara çok teşekkür ederim. Önümüzdeki zaman içinde derlediğim bu bilgileri sizlerle paylaşacağım.


Mustafa YAVUZ (Emekli Milli Eğitim Müdürü - Milli Atlet) diyor ki :
"
Köyümüzle ilgili bir harita ya da kroki olsa da onun üzerinde mevkilerin adlarını da yazsak. Köyümüzdeki su kuyularını, sarnıçları ve ağılları, bunların geçmişte, hayatımızdaki yerini de yazsak. Köy halkından olup da şu anda yaşayan ve ahirete göç edenleri yazsak.
Çok renkli simalar vardı."

Elinde bilgi, belge, anı vb. olanlar varsa lütfen ulaştırsınlar. Hepimiz bilgilenelim. Saygılarımla. (İ.Y)


Bir anı:

1982 yılında Bandırma Endüstri Meslek Lisesi'nde göreve başladığım yıl, ağaç bayramı için Bandırma'da Ayyıldız Tepe mevkiinde ağaç dikimi için öğrencilerimizin başında görevlendirilmiştim. Araçlarla Ayyıldız Tepe mevkiine hareket etmeden önce araç içinde bir başka okulun müdür yardımcısı ile sohbet ediyorduk. Konya'lı olduğumu öğrenince, Konya'dan bir arkadaşının olduğunu söyledi. Ben de "Konya koskoca bir il. Nerden tanıyayım." dedim ki, daha sözümü bitirmeden, o arkadaş, arkadaşının adını söyleyiverdi. Salih TEKİŞ. Ve o anda donup kaldım. Bir o kadar da sevindim. Bir daha, Konya'dan birini soracak olan kişiler olunca durup bekliyorum. Kim bilir belki Salih Abi gibi bir tanıdık olabilir. Merhaba Salih abi. Umarım bir gün bu anıyı burdan da okuma fırsatın olur. :-)

Hüseyin Celâl YİĞİT (Emekli Subay) der ki :
"Köyün ismi de (üsküse) sayın Cumhur Tekiş'in bahsettiği gibidir. Yani Üçkilise'den dönüşmüştür. Eskilerden öyle öğrendik.  Tarihi bir araştırmam yok. Köy Mahmutlar yıkığı üzerinde kurulmuştur. Önceden bir yerleşim yeri varmış. Yeri muhtemelen bizim evlerin (harman yerlerinin) olduğu bölgedir."

Mustafa YAVUZ (Emekli Milli Eğitim Müdürü - Milli Atlet) der ki :
"
Bizim Köy benim bildiğim kadarıyla Hacı Hasanlar, Hacı Mustalar" (köyde böyle söyleniyor. Doğrusu, Hacı Mustafalar) Hacı Sinangil, Hacı Nebigil..

Hacı Hasan ( Yani şu anda meşhur olan Hacı Hasan Efendinin babası Hacı Seyit, Hacı Seyidin Babası Hacı Hasan) Efendi, Alanya'da uç beyi imiş. Konya merkeze yakınlaştırmak maksadıyla ailesiyle beraber Dinorna'ya yerleştirilmek istenmiş. Ancak Kavak Gölünün sivri sineğinden dolayı bizim köyün bulunduğu yere yerleşmişler. (Doğru olduğunu kesin bilmemekle beraber) Köye ilk gelen aile bu Hacı Hasan Efendi ailesi.

Hacı Mustalar, Kadınhanı Atlantı Kasabasından gelmiş; Atlantıda Boz Beğ namında bir beğ varmış. Konya valisi Çarkacı Halil Paşa ile aralarında çıkan bir meseleden dolayı (Çarkacı Halil çok zalim bir adammış) Boz beği öldürtmek istemiş. Boz Beğ Atlantıdan kaçıp bizim köye yerleşmiş. Ancak, yine de vali bu zatı (maalesef) öldürtmüş. Boz Beğin bir oğlu, beş kızı varmış. Oğlunun adı Hacı Mustafa (Musta Beğ) Kızlarının birinin adı Raziye ( ki, benim dedem Hacı Hasan Efendinin anası, yani Enes Hocanın baba annesi) bir diğer kızı Sultan ( ki, benim anamın babası Mulla Hasanın anası).

Hacı Mustafa Efendinin soyundan gelen aileye Hacı Mustalar deniyor.

Bizim köy Şems-i Tebrizi Vakfının Vakfiyesi imiş. Vakfın Konya'dan Hacı Sinan isimli bir zat kâhyâ olarak gönderilmiş. Hacı Sinanlar bu zatın soyundan gelenler.

Hacı Nebiler hakkında bilgim yok.

Başka köylerden gelip yerleşenler de var. Bunlar, daha çok "hizmekker" (Hizmekker, bir nevi ailenin çiftçiliğini ve benzer hizmetlerini, ücret mukabilinde yapan kişilere denir) olarak gelip yerleşenler. Son zamanlarda, Guçça'dan, Avdan'dan gelip yerleşenler oldu.

Konu ile ilgili yeni bilgiler edinirsem, gönderirim. Gerçi bu bilgileri kendisinden dinlediğim değerli ağabeyim Hasan Yavuz vefat etti, geçenlerde. Bu ve benzeri çok önemli bilgileri kayıt altına alamadık. Çünkü ölümü ani oldu.(  16/01/2007)

Köyümüz, belki dikkatini çekmiştir, eski bir yerleşim yeri. Yukarı Harmanlar incelenirse, ev kalıntıları görülür. Ayrıca Erdaş Boğazında Yıkık denilen mevki, Goca Çokanın Batı (Gülün Böğrü) ve Güney yamaçlarında bağ bahçe kalıntıları var. İstanbul Kadı Köyün buradan gittiğine ilişkin söylentiler var. Goca Çokanın güneyinden Nal Çekene doğru uzanan yöreye Gadı (Kadı kelimesini halk dilinde söyleniş şekli) Bağı, Nal Çekene yakın yere de, Kadı bağının arkası denilir.

Köyümüz Osmanlılar döneminde Konya Merkezi ile yakından ilgili imiş. Mesela, Konya tedrista başlaya çok önemli hocalar ve bilim adamları yetiştiren, Islah-ı Medarisil İslamiyenin kurucularından (Memiş efendi Hazretlerini oğlu ) Mehmed Bahaeddin Efendi ve oğullarının (Zeynel Abidin, Rifat ve Ahmet Zıya efendilerin) sıkça ziyaret ettiği  bir köydür. Zeynel Abidin Efendi TBMM'nin ilk mebuslarındandır. (Birinci meclis-i mebusanda Konya Mebusu olarak görev almıştır. İstiklal Harbinin kararlarının alındığı mecliste yani) Islah-ı Medarisil İslamiye Hacı Veyiz Zade Mustafa Efendi gibi alimler yetiştirmiş. Türk Eğitim tarihinde önemli yeri olan bir eğitim kurumudur.

Bizim Köyden de bu medresede okuyanlar var. Ama icazet alan (diploma alan) sadece Hafız Ömer olmuş. Babam bu medresede öğrenim görürken seferberlik ilan edilmiş ve askere alınmış."

Çok değerli Öğretmenim İsmail KAHRAMAN'ın gönderdiği bilgi için lütfen tıklayınız.

Anasayfa | Tarihçe | Görüşler | Haberler | Rehber-Konya | Rehber-Köy | Fotoğraflar | Harita | İletişim | Orhaniye Google Grup | Hakkımda | Bağlantılar
©2008 Bu site İbrahim YILDIZ tarafından yayınlanmakta ve düzenlenmektedir. Tüm hakları saklıdır.
İletişim : yyazilim@gmail.com